Test Bette

Balık Akvaryumu Su Değişim Takvimi ve Yöntemi

Akvaryumla ilgili ilk büyük hatamı hâlâ hatırlıyorum: 60 litrelik tankı kurmuşum, balıklar neşeli, su cam gibi berrak. Ben de "temiz görünüyorsa temizdir" mantığıyla üç hafta boyunca hiç su değiştirmedim. Dördüncü hafta iki balığı kaybettim. Suyu test ettiğimde nitrat tavan yapmıştı, ama gözle bakınca hiçbir sorun yoktu. O günden beri şu cümleyi tekrarlıyorum: akvaryum su temizliği görsel bir mesele değil, kimyasal bir mesele.

Asıl sorun ne: kirlilik mi, birikme mi?

Kapalı bir akvaryumda balık yemi yer, atık üretir. Bakteriler bu atıktaki amonyağı nitrite, nitriti de nitrata çevirir. Amonyak ve nitrit zehirlidir, filtre bunları yönetir. Ama nitrat zincirin sonudur ve hiçbir yere gitmez. Bitkiler bir miktar tüketir, gerisi suda birikir. Aynı şekilde fosfat, çözünmüş organikler ve mineraller de birikir.

İşte su değişiminin tek gerçek işi bu: birikeni seyreltmek. Filtre ne kadar iyi olursa olsun bu görevi devralamaz. Filtreyi temizlemek de su değiştirmenin yerine geçmez; ikisi farklı işlerdir. Ben yıllarca "güçlü filtre aldım, daha az su değiştiririm" diye düşündüm, yanlıştı.

Ne kadar sık? Bunu belirleyen üç şey

Bu yüzden "her akvaryumda haftada bir %25" gibi tek bir doğru yok. Ama başlangıç noktası olarak bir tablo çıkardım — kendi üç tankımda uyguladığım şey bu.

SenaryoSıklıkDeğişim oranıNotum
Yeni kurulmuş tank (ilk 6-8 hafta)Testlere göre, gerekirse 2-3 günde bir%20-30Amonyak/nitrit görünürse hemen müdahale; bakteri kolonisi henüz oturmadı
Az yoğun, bitkili tank2 haftada bir%20En rahat düzen; nitrat genelde kontrolde kalıyor
Standart topluluk tankıHaftada bir%25Benim varsayılan reçetem, çoğu kişi için doğru cevap
Yoğun stoklu / büyük balıklı tankHaftada bir veya iki%30-40Dip süpürgesi şart, atık miktarı yüksek
Betta gibi tek balık, 20 litre altıHaftada iki%30Küçük hacim affetmez, dalgalanma hızlı olur

Tablodaki sayılara körü körüne güvenmeyin; ilk bir ay nitrat testi yapıp kendi tankınızın hızını öğrenin. Hedefim nitratı 20-30 ppm bandının altında tutmak. Değişim sonrası ölçüp bir hafta sonra tekrar ölçtüğünüzde artış hızını görürsünüz, takvim kendiliğinden ortaya çıkar.

Uygulama: benim adım adım rutinim

  1. Değişim suyunu önce hazırlarım. Kova ya da bidona çeker, klor giderici damlatır, sıcaklığını tank suyuna yakın hale getirmesini beklerim. 1-2 derece fark sorun değil, 5 derece fark stres demek.
  2. Isıtıcıyı ve filtreyi kapatırım. Su seviyesi düştüğünde ikisi de havada kalabilir; ısıtıcının havada çalışması onu bitirir.
  3. Dip süpürgesiyle çekerim. Sadece su almak yeterli değil. Sifonu çakılın içine batırıp bölge bölge gezdirmek, çürüyen yem ve dışkıyı yukarı çeker. Her seferinde tabanın üçte birini yaparım, bir ayda tamamı dönmüş olur.
  4. Cam içini silerim. Sifon çekerken yeşil tabakayı kazımak, algin suya karışıp dışarı gitmesini sağlar.
  5. Yeni suyu yavaş eklerim. Kovadan doğrudan boşaltmak yerine bir tabağa ya da elimin üstüne akıtarak dökerim; çakıl uçmaz, balıklar akıntıyla savrulmaz.
  6. Cihazları açar, yarım saat izlerim. Balıklar yüzeye çıkıyor, solungaçları hızlı çalışıyorsa sıcaklık ya da klor giderici tarafında bir hata var demektir.

Filtreyi ne zaman, nasıl?

Filtre süngerini asla musluk altında yıkamam. Klor, sünger içinde yaşayan faydalı bakterileri öldürür ve tank sıfırlanır — bu klasik hatayı bir arkadaşımın tankında bizzat gördüm, iki gün sonra amonyak patlamıştı. Bunun yerine tanktan çektiğim eski suyu bir kovaya alır, süngeri o suda hafifçe sıkarım. Ayda bir yeter. Ve süngerle su değişimini aynı güne sıkıştırmamaya çalışırım; sisteme iki şoku birden yüklemenin anlamı yok.

Kaçındığım üç şey

Balıkta hastalık genelde "hastalık" olarak başlamaz; bozulan su kimyası bağışıklığı düşürür, fırsatçı etkenler devreye girer. Yani düzenli su değişimi aynı zamanda hastalık önlemedir.

İlgili kaynaklar