Test Bette

Veteriner Muayenesine Hazırlanma

Kedimi ilk kez veterinere götürdüğüm günü hâlâ hatırlıyorum. Taşıma çantasını salonun ortasına bırakmış, "hadi bakalım gir içeri" demiştim. Yarım saat sonra kanepenin altından çıkarmaya çalışırken kolumda üç çizik, üzerimde ter, elimde de kaçırdığım bir randevu vardı. O gün anladım ki veteriner ziyaretinin zor kısmı muayene değil, evden çıkana kadar geçen kırk beş dakika.

Asıl sorun nerede başlıyor?

Hayvanların çoğu için taşıma çantası, araba ve klinik kokusu tek bir zincirin halkaları. Çanta çıktığı an "iğne olacağım" mesajını alıyorlar. Bu çağrışım bir kez kurulduktan sonra kırmak aylar alıyor. Üstelik stres sadece psikolojik değil: gerilmiş bir hayvanın nabzı ve solunumu yükselir, bazı kedilerde vücut sıcaklığı yükselir, köpeklerde ise titreme ve aşırı salya görülür. Bu tablo veteriner hekimin muayene bulgularını da bulandırır. Sakin gelen bir hayvanda üfürüm duyulabilirken, panik hâlindeki bir hayvanda kalp sesleri düzgün dinlenemez.

İkinci sorun bizim tarafımızda: hazırlıksız gitmek. Hekime "ne zaman başladı?" diye sorulduğunda "şey, geçen hafta galiba... ya da iki hafta önce" demek muayeneyi tahmin oyununa çeviriyor. Kedimin idrar yolu şikâyetinde tuvalete kaç kez gittiğini not almış olmam, hekimin doğrudan doğru testi istemesini sağlamıştı.

Randevudan önceki 48 saat

Kendi rutinimi zamanla şu hâle getirdim:

Taşıma seçenekleri: hangisi kime uyuyor?

Veterinere götürme konusunda en çok kafa karıştıran kısım taşıma yöntemi. Kendi denediklerim ve çevremdekilerin deneyimlerinden çıkan tablo şöyle:

YöntemKime uygunArtısıEksisi
Üstten açılan sert çantaKedi, küçük ırk köpekHayvanı çıkarmadan üstten muayene edilebilir, sağlamHacimli, dolapta yer kaplar
Yumuşak kumaş çantaSakin, alışkın kedilerHafif, omuzda taşınırPanik anında tırmalayıp yırtabilir, destek vermez
Tasma + göğüs koşumuOrta ve büyük ırk köpekKontrol kolay, hayvan kendi yürürBekleme salonunda başka hayvanla karşılaşma riski
Küçük kafes / kemirgen taşıyıcıTavşan, hamster, kobayHavalandırma iyi, temizlemesi kolayIsı değişimine açık, üstünü örtmek şart
Kucakta taşımaHiçbiri (kısa mesafe hariç)Kaçma riski en yüksek seçenek

Kucakta taşımayı tabloya sırf uyarı olsun diye koydum. Otopark ile kapı arasındaki on metrede ürken bir kedinin nereye gittiğini kimse bilemiyor.

Yol ve bekleme salonu

Arabada çantayı ayak boşluğuna ya da koltuğa emniyet kemeriyle sabitliyorum; bagaj ve ön koltuk ikisi de kötü fikir. Çantanın üstüne ince bir örtü atmak kedilerde gözle görülür fark yaratıyor, görsel uyaran azalınca sesler de daha az korkutucu geliyor. Camı tam açmıyorum, hava akımı kulak ve gözleri rahatsız ediyor.

Klinikte çantayı yere koymuyorum, mümkünse dizimin üstünde ya da yüksek bir sehpada tutuyorum. Köpekle geldiysem tasmayı kısa tutup diğer hayvanlarla arasında en az iki metre bırakıyorum. Bekleme salonunda "aa ne tatlı" deyip elini uzatan insanlara kibarca "şu an biraz gergin" demeyi öğrendim; bu cümle iki tarafı da koruyor.

Muayene odasında ne yapıyorum?

Hekim kapıyı kapatmadan çantayı açmıyorum. Sonra notlarımı okuyorum: başlangıç tarihi, sıklık, iştah, su, tuvalet düzeni, verdiğim her şey. Sonra susup hekimi dinliyorum. Sorularımı da önceden yazıyorum, çünkü odadan çıkınca aklıma gelen soru için tekrar randevu almak zorunda kaldığım oldu:

  1. Bu ilacı ne kadar süre, günde kaç kez vereceğim?
  2. İyileşme belirtisi olarak neyi görmeliyim, kaç gün içinde?
  3. Hangi durumda beklemeden tekrar gelmeliyim?
  4. Bu süreçte mama veya egzersiz düzeninde değişiklik gerekiyor mu?

Eve dönüş, çoğu kişinin atladığı kısım

Eve gelince kediyi hemen çantadan zorla çıkarmıyorum, kapağı açıp bırakıyorum, kendi zamanında çıkıyor. Çok kedili evlerde klinik kokusu yüzünden diğer kedinin hırlaması olağan; birkaç saat ayrı odalarda tutmak kavgayı önlü