Tavşanı eve aldığım ilk hafta, kafesin yanına oturup onu izlediğimi hatırlıyorum. Kedi ve köpekle büyümüş biri olarak "nasıl olsa benzer bir şeydir" diye düşünmüştüm. Değildi. Tavşan ne kemirgen ne de küçük bir kedi; kendi kuralları olan, sindirim sistemi neredeyse saat gibi işleyen bir hayvan. İlk üç ayda yaptığım hataların çoğu bilgisizlikten değil, yanlış analojiden kaynaklandı. Bu yüzden tavşan nasıl bakılır sorusunun cevabını, kitaptan okuduğum sırayla değil, gerçekte önem sırasına göre anlatacağım.
Tavşan sahiplerinin bana getirdiği sorunların neredeyse tamamı iki başlığa iniyor: yeterince hareket edemeyen bir hayvan ve lifi yetersiz bir menü. Tırnak uzaması, davranış problemi, kafes parmaklıklarını kemirme, tüy yumağı, iştahsızlık… Bunların büyük kısmı ayrı ayrı hastalık değil, aynı iki eksikliğin farklı yüzleri.
Tavşan doğada günün büyük bölümünde yürüyen, kazan, otlayan bir hayvan. 60x40 cm'lik bir kafeste 24 saat tutulan tavşanın kas yapısı zayıflıyor, kilo alıyor ve sıkıntıdan kaynaklı takıntılı davranışlar geliştiriyor. Benim ölçütüm şu: tavşan kafesin içinde üç kez üst üste sıçrayabiliyor ve arka ayakları üzerinde tam boyuna dikilebiliyor mu? Cevap hayırsa alan küçük.
Üç farklı düzeni de denedim. Karşılaştırma tam olarak şöyle çıktı:
| Düzen | Avantaj | Zorluk | Kimin için uygun |
|---|---|---|---|
| Klasik kafes + günlük serbest saat | Temizliği kolay, ucuz, tuvalet alışkanlığı hızlı yerleşiyor | Günde en az 4 saat dışarı çıkarma zorunluluğu; unutulursa hayvan bedel ödüyor | Evde gün içi kimsenin olmadığı, disiplinli sahipler |
| Çit ile ayrılmış oda köşesi (pen) | Sürekli hareket, çok daha sakin bir tavşan | Kablo ve süpürgelik koruması şart; ilk kurulum masraflı | Bir odayı ya da köşeyi feda edebilenler |
| Serbest ev tavşanı | En doğal davranış, en güçlü bağ | Tüm evin tavşana göre düzenlenmesi, mobilya kemirme riski | Deneyimli, evde çok zaman geçiren sahipler |
Ben ikinci seçenekte karar kıldım ve bir daha dönmedim. Zemin olarak telli taban kesinlikle kullanmayın; tavşanın ayak tabanında kıl var, yastık yok. Telin üstünde duran tavşanda tabanda yara açılması an meselesi. Ben kaymayan halı parçası ile büyük tuvalet kabı kombinasyonu kullanıyorum. Talaş yerine sıkıştırılmış kağıt topak veya samanlı kağıt altlık tercih edin; çam-sedir talaşının uçucu yağları solunum yolunu tahriş ediyor.
Sıcaklık meselesi de küçümseniyor. Tavşan soğuğa iyi dayanır ama sıcağa dayanmaz. 28 derecenin üstünde nefes hızlanır, 30'un üstü tehlikelidir. Ben yazın kafesin yanına buzdolabında soğutulmuş seramik karo koyuyorum; üstüne uzanıp serinliyor. Doğrudan klima akımının veya güneşin altında bırakmak yerine gölgeli, havadar bir köşe her zaman daha güvenli.
Petshop rafına bakınca insan pelet yemi ana besin sanıyor. Değil. Tavşanın menüsünde sıralama şöyle olmalı:
Kuru otun bu kadar önemli olmasının iki nedeni var. Birincisi, tavşanın dişleri hayat boyu uzuyor; çiğneme hareketi onları aşındırıyor. Yeterli ot yemeyen tavşanda diş kökü sorunları başlıyor, sonra hayvan yemek yiyemediği için daha da kötüye gidiyor. İkincisi, sindirim sistemi durmadan çalışmak zorunda. Tavşanın 12 saat yemek yememesi acil durumdur — kedide iştahsızlık gözlemleme lüksümüz varken tavşanda yok. Dışkı miktarında belirgin azalma, karnın gergin durması, köşede kıvrılıp hareketsiz kalması: bunlar bekleyeceğiniz belirtiler değil, aynı gün veteriner arama sebepleri. Bu yüzden tavşan sahiplenmeden önce yakınınızda egzotik/küçük hayvan görebilen bir veteriner olup olmadığını öğrenin; muayeneye hazırlık konusunda anlattıklarımız tavşanlar için iki kat geçerli.
Su konusunda: damlalıklı biberon şık görünüyor ama tavşan oradan yeterince su içemiyor. Ağır, devrilmeyen bir seramik kap koyduğumda günlük su tüketiminin gözle görülür arttığını fark ettim.